Seo Danışmanı Ersen ERDAL - (SEO)

Bizi yaşatan hayallerimiz ve ideallerimizdir…

Database ve SimitçiEjder Bilişim Programcısı Hasan Yaşar’ın sitesinde dolaşırken karşılaştığım bu harika yazıyı paylaşmak istedim.

Ankaralı Simitçi

Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz.

Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını açtım 1 YTL’ yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm.
Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; “Yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım,” dedim:
8:10 - 2
8:15 - 1
8.21 - 1
8.22 - 2

Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına 13:55 - 2 yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2′nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım. “Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!” dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan… dedim. Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı. Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra” 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?” diye sorunca:
- “Abi sen miydin o?” diye gülümsemeye başladı.
– “Neden böyle bir liste tutuyorsun?” diye sordum, “Belediye mi istiyor?”
- ” Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin dedi.

Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden” dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.
Yaa işte böyle… İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research… Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci… Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma… Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar. Sonuç ” veritabancı simitçinin ” yanından bile geçemeyecek olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.

Levent Hacıyusufoğlu

Toplam 3 yorum var

  1. Çok güzel bir hikaye.. Aslında fakültelerden mezun olupta sürekli kısır bir döngü içinde olan ve birşey üreteyen insanlar hakkında da kötü düşünmemeliyiz. Bu bizim eğitim sistemimizle alakalı bir durum. Eğitim sistemi cevher insanları bile dumura uğratabiliyor…
    Saygılarımla…

    Yavuz Şahin

  2. hikaye çok özel.ufak bi aile şirketi olarak basladigim iş yerimde…yetersiz ve eksik veri tabanı olusturan patronumun yılda 450 bin ytl alacagini tahsil edemedigini gördüm.işin aci tarafi böle kişilerin kendini girişimci bilip,nice yetenekli gençleri yok pahasina harcamisıydı.

    ogun

  3. Gerçekten çok güzel ve alımlı bir hikaye :) Tunalı caddesindede hani bir o kadar simit sarayları varken bu şekilde hizmet geröekten süper ötesi bir düşünce…

    Emrah

Yorum yazın